Kod Dostu

Ben bir karış dahi olsa vatan toprağını satmam, zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim de bu toprakları ancak aldığı fiyata verir. Çünkü bu topraklar kanla alınmıştır, kanla verilir! Sultan II.Abdülhamid

26 Ağu 2013

Çaldıran Zaferi'nin Yıldönümü ve Yeni Safevî-Şia Fitnesi




Çaldıran Zaferi'nin Yıldönümü ve Yeni Safevî-Şia Fitnesi

Yavuz Sultan Selim Han'ın bir Allah dostunun rüyâsında "Şimdi sağ olsam yine Şia ile savaşırım. Çok büyük tehlike var!" deyişinin ne kadar yerinde olduğunu görüyor ve Cenab-ı Allah'dan bize yeni Yavuzlar, Pîrî Paşalar, İdris-i Bitlisî'ler nasîb etmesini ve Şia fitnesinin kökünü kazımasını, bizlere yeni Çaldıran Zaferleri'ni nasîb eylemesini diliyoruz!

Şehzâdeliğinden beri Safevî İsmail'in faaliyetlerini sıkıca takib eden ve üzerine birkaç sefer tertib eden Yavuz Sultan Selim Han, tahta çıkınca ilk olarak, Doğu'da Safevîleri yok etmek istediği için Batılılar ile anlaşma yoluna gitti.

Safevîler ise kuruluş gâyesi üzere zulümde sınır tanımıyor; Ehli Sünnet ve Türk olan Şirvanşah Hanı ile Özbek Hanı'nı vahşice katlettiriyor, etlerini askerlerine yedirip, kafatasları ile şarap içiyordu. Irak'ta İmam-ı Âzam ve Abdülkadir-i Geylânî gibi İslâm büyüklerinin türbelerini yaktırıyor, yıktırıyordu. Tüm bunların fâili ve kendisini ilahlaştırmış, yenilmez gören Safevî İsmail, Osmanlı Devleti'nden çok korkuyor, tek başına yenemeyeceğini çok iyi biliyordu.


İşbirlikleri ve Teklifler

Şah İsmail, bundan sebeb boş durmuyor, Osmanlı'ya karşı diş bileyen Memlüklüler'e Osmanlı'ya karşı birlik olmayı teklif ediyordu. Öte yandan Vatikan bu yeni "Fars Şahı"na "barbar Türkler"i Anadolu'dan kovmak için birlik olmayı teklif ediyor ve aralarında planlar kuruyorlardı. Ehl-i Sünnet'in ve Suriye-Mısır topraklarının da Şiî fitnesine karşı muhafazası için Osmanlı Devleti de, bir Ehl-i Sünnet devleti olması dolayısı ile Memlüklüler'e Şia'ya karşı işbirliği teklifi yaptıysa da Memlüklüler, Ehl-i Sünnet olan Osmanlı Devleti yerine "kâfir ve mülhid(dinsiz)" olan Kızılbaş-Şia taifesini destekleyici hamleler yaptı. Osmanlı ordusuna savaş güzergâhında tacizlerde bulundu. Kızılbaş-Şiîler'in Osmanlı askerlerini şehîd etmesi karşısında Safevî komutanlarına hediyeler gönderdi.

Yavuz Sultan Selim ülkede nizamı sağladıktan sonra Safevîler'le savaş için hazırlıklara başladı. Âsi ve kâtillerden mürekkeb binlerce Kızılbaş-Şia'nın önce kaydını tutturup sonra telef ettirdikten sonra yine binlercesini sürgüne gönderdi. Bundan maksadı Şahkulu İsyanı sırasında onbinlerce Anadolulu'nun öldürülmesinde fâil, yardımcı olmalarından sebeb kısas, Hâlifeler/sahabîlere küfretmeleri ve Safevîler ile savaş esnâsında tekrar isyan etmelerine mâni olmak idi. Yavuz Sultan Selim, 140 bin kişilik ordusunun 40 binini Kayseri-Sivas arasında bıraktı. Bu 40 binlik kuvvet Trabzon yolu ile gelecek erzakların naklinde bulunacak ve çıkması muhtemel Kızılbaş-Şiî isyanını bastıracaktı. 

Osmanlı ordusu, Safevîler'in gasp yoluyla aldığı topraklarda yürürken Sultan Selim, Safevioğlu İsmail'e üç mektub yazdı. Mektublarında "İki yüzlülük perdesi altında her tarafa karışıklık ve fesad tohumları ektin." diyor, ulemânın Şia-Kızılbaş tâifesi hakkında verdiği "Kâfirler ve mülhidlerdir. Bunların hâli kâfirler hâlinden daha şiddetli ve kötüdür. Bunları kırıp, cemaatlerini dağıtmak bütün Müslümanlar'a farz ve vâcibdir." fetvâsı ile üzerine yürüdüğünü, er ise meydane çıkması gerektiğini ihtâr ediyordu. 

İsmail ise ilk ve geç yazdığı mektubunda vaziyeti alttan almaya çalışan, barış isteyen cümlelerin yanında küstahça ifâdelerde de bulunmasına rağmen Osmanlı ordusu Safevî topraklarında gezerken ortalıkta görünmüyordu. 

Yavuz Sultan Selim'in Safevî İsmail'i sınamak için gönderdiği uydurma mektublarda Rumeli Beyleri'nin ve Yeniçeriler'in Safevî saflarına geçeceği yazdırdı. Yollanan bu uydurma mektublar ve heyetlere kanan ve Yavuz Sultan Selim Han'ın mektublarında kendisini tahkir ve alaya almasını kendisine yediremeyen Safevi İsmail Çaldıran Ovası'nda yerleşti. Bir yandan eğer yenilirse Şah'lık, yenilmezlik, uluhiyete varan iddialarının sahtekârlık olduğu gerçeğinin ortaya çıkacağından endişe ediyor, bir yandan da uydurma mektublarda kendisinin yanında yer alacağını sandığı Rumeli askerlerine bel bağlıyordu. Kendisi sağlama almak ve "kulları"nın daha bir güçle saldırması için askerlerinin ailelerini de yanlarında getirtmişti.


23 Ağustos 1514 Akşamında Sönen "şah şah" Naraları ve Arşı Tireten Tekbir Sesleri 

23 AĞUSTOS 1514 sabah güneş doğarken Safevî hücûmu ile başlayan savaş, binlerce kilometre yol kat'etmiş, yorgun ve aç olmalarına rağmen Osmanlı ordusunun top ve tüfek atışları ile akşama doğru neticelenmeye başlamıştı. Kızılbaş-Şiî sürüleri yerlere düşerken, Osmanlı askerleri kırat köpüğünden düşman kanından dolmuş şalvarı uçuşarak bir yandan kadınlarını bırakıp kaçan yaralı İsmail'i ve etrâfındakileri peşlerinden kovalıyor, bir yandan da meydanda kalanları katle devam ediyordu. Meydan "Allah Allah" nidâları ile titrerken "Şah Şah" diye uluyan "kâfir ve dinsiz" Safevî leşlerinin sesleri kısılmıştı. 


Yeniçeriler: "Bre Katliamdur!"

Savaş ardından Tebriz'e giren Yavuz Sultan Selim Han'ı Tebriz'in yerlisi olan Sünnîler sevinçle karşıladılar. Şiîler, Müslümanlar'a karşı yaptıkları kendi vahşîliklerini ve zulümlerini tabi gördüklerinden, aynı manzara ile karşılaşacaklarını beklemişler ise de asla Osmanlı ordusu şehri talan etmemiş, kimseye dokunmamıştı. Fakat bir zaman sonra Şiîler Osmanlı askerlerine suikasdler kurmaya başlayınca Osmanlı askerleri dayanamamış ve "Bree katliamdur!" nidâları ile ellerine geçirdikleri Şiîleri telef etmişlerdir.


İran; Ardından Türkistan ve Hindistan

Asıl gâyesi İran üzerinden Türkistan ve Hindistan'a ulaşmak olan Yavuz Sultan Selim Han, mecalsiz kalan askerin muhâlefeti, Memlük ihâneti ve ömrünün yetmemesi üzerine bu gâyesini gerçekleştiremedi. 

8 senelik kısa saltanatında Osmanlı topraklarını iki buçuk hat büyüten ve Hilâfet'i İstanbul'a taşıyan, Hadimü'l Harameyn olan ve Şiî yayılmacılığının önünü kesen Yavuz Sultan Selim Han'ın tek davası İttihâd-ı İslâm idi: 

"Milletimde ihtilâf ü tefrika endişesi 
Kûşe-i kabrimde hatta bî karar eyler beni;
İttihadken savlet-i a'dayı defa çâremiz, 
İttihad etmezse millet, dağdâr eyler beni"


Yavuz Sultan Selim Han'ın koyu bir hayranı olan Yahya Kemâl Beyatlı, Ezan-ı Muhammedî şiirinde eğer vefat etmese idi, ezan-ı Muhamedî'nin tüm dünyaya yayılacağını belirtir:

"Sultan Selim-i Evvel'i râm etmeyip ecel, 
Fethetmeliydi alemi Şan-ı Muhammedî." 



Yeni Safevî İsmail: Humeynî / Yeni Safevî Devleti İran (Şia) Cumhuriyeti

Bugün Humeynî'nin Safevî İsmail mâkâmında yeniden zuhuru ile Sasanî-Fars ırkçılığının İran devletinde şekillendiğini ve Anadolu, Suriye, Türkistan, Afganistan topraklarında Haçlı-Yahudiler ile beraber Müslüman kanı döktüğünü görüyoruz. Ve Yavuz Sultan Selim Han'ın bir Allah dostunun rüyâsında "Şimdi sağ olsam yine Şia ile savaşırım. Çok büyük tehlike var!" deyişinin ne kadar yerinde olduğunu görüyor ve Cenab-ı Allah'dan bize yeni Yavuzlar, Pîrî Paşalar, İdris-i Bitlisî'ler nasîb etmesini ve Şia fitnesinin kökünü kazımasını, bizlere yeni Çaldıran Zaferleri'ni nasîb eylemesini diliyoruz!

Selim Kutluboğa / HaberinVakti



Ahsarla

Popüler Yayınlar Son 7 gün

Sultan İkinci Abdülhamit Han

CHP döneminde

CHP döneminde
CHP döneminde

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *