Kod Dostu

Ben bir karış dahi olsa vatan toprağını satmam, zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim de bu toprakları ancak aldığı fiyata verir. Çünkü bu topraklar kanla alınmıştır, kanla verilir! Sultan II.Abdülhamid

14 Ağu 2013

Çerkez Ethem'i çekemediler: hışımla ittiler


Çerkez Ethem'i çekemediler: hışımla ittiler

Mustafa Kemal ve İsmet Paşa ile yıldızının hiç barışmadığı açıkça anlaşılan Çerkez Ethem'in gerçek şahsiyeti ile resmî tarih sayfalarında (özellikle okul kitaplarında) nazara verilen hüviyeti arasında uçurum derecesinde farklar var.

Doğrusunu öğrenmek için, hiçbir tesir altına girmeden konuya değişik pencerelerden bakmak icap ediyor.

İstiklâl Harbinin en kritik safhasında yaşanan ve "Çerkez Ethem Hadisesi" diye kayda geçen mesele, birkaç hafta boyunca hem Meclis'in, hem de ülkenin en mühim bir gailesi, bir meselesi haline geldi.
1920 yılı sonu ile 1921 yılı başlarında yaşanan bu hazin gaile, Çerkez Ethem'in vatanını terk etmesi ve hudut haricine gitmesiyle neticelendi.
Ethem Bey, gitmeden evvel kendi komutasındaki Kuvâ–yi Seyyâre birliklerinin Millî Kuvvetlerle çatışmamasını tembihledi; hatta gidip onlara iltihak etmelerini tavsiye etti.

Bu da, aslında Ethem Beyin vatanperverlik ve milletperverlik noktasındaki hassasiyetinin derecesini gösteriyor.
Ancak, buna rağmen, maalesef ona "vatan haini" damgasını vurmaktan çekinmeyenler oldu; böylelerine rastlamak, bugün de mümkün.

* * *

Yakın tarihimizde yaşanan bu çekişmenin asıl sebebi tam olarak bilinemiyor. Zira, resmî tarihin anlattıklarının çoğu yalan ve düzmece bilgilerden ibarettir. Serbest tarihçiliğin yolu ise, ne yazık ki henüz açık değil.

Bununla beraber, o döneme ait sürpriz mahiyetteki bazı gelişmeleri nazar–ı itibara alarak, sağlıklı ve istikametli bir mahiyette fikir jimnastiği yapabilmek yine de mümkün.

Çok yönlü bir zıtlaşma

Tesbit edebildiğimiz kadarıyla, İstiklâl Harbi esnasında yaşanan birinci ve en büyük zıtlaşma hadisesi, Çerkez Ethem ile İsmet Bey arasında cereyan etti.

Ethem Beyin "Çerkezliği"ni özellikle İsmet Bey ilân ve ifşa etti.

Ethem Bey, şimdi "Türk, Kürt, Çerkez... gibi lâkapları bırakalım da, Müslümanlık ve Osmanlılık ruhuyla hep birlikte mücadele edelim" düşüncesiyle hareket ediyordu.

Ancak, onu kendine rakip gören İsmet Bey, adım adım Ethem Beyi köşeye sıkıştırmaktan geri durmuyordu. (M. Kemal'in de İsmet'ten yana tavır takındığı açıkça anlaşılıyordu.)

Ethem Bey, Millî Mücadele saflarına daha önce katılmasına, İsmet Bey ise sonradan gelip aynı saflara iştirak etmesine rağmen, rütbe ve makam itibariyle, İsmet en ön safa geçmeyi başardı.

Bu tuhaf durum, ilk başlarda pek hissedilmedi, ya da ciddiye alınmadığı için üzerinde fazla durulmadı.

Ne var ki, iç isyanların, özellikle Yozgat'taki isyanların ve Anzavur hareketinin bastırılmasından sonra Ethem Beyin gerek Meclis'te ve gerekse bütün Anadolu sathında "Millî Kahraman" olarak yâdedilmesini netice verdi.

Bu durum, haliyle İsmet Bey ve onunla aynı zihniyeti paylaşanların kıskançlık damarını depreştirmeye sebep oldu.

Bir süre sonra, ordu içinde—asker neferatının çok sevdiği—Ethem Bey aleyhinde dedikodular üretilmeye ve kast–ı mahsuslar yayılmaya başlandı.

Ethem Bey, askerdi ve sadece askerlik mesleğini düşünüyordu; dedikodulardan şiddetli rahatsızlık duydu. Bu rahatsızlığını Eskişehir'de İsmet Beye iletti. Görünürde hiçbir problem yokmuş gibiydi. Ancak, perde altında ciddî bir rekabet ve çekişme hali yaşanıyordu.

Ethem Beyin rakipleri, sadece asker değil, aynı zamanda siyasetçiydiler. Onun gölgesinde kalmaktan endişe ediyorlardı. Onlara göre, İstiklâl Savaşının bitmesiyle birlikte, Ethem Beyin "Millî Kahraman" olarak tescil ve ilân edileceği muhakkaktı.

Ancak, ne acıdır ki, Anadolu'nun içlerine doğru taarruza geçen Yunan birliklerine karşı yapılan mücadelenin en nazik, en kritik zamanında, Çerkez Ethem meselesi büyütüldükçe büyütüldü ve bu büyük insan, gayet sinsîce hazırlanan bir kumpas neticesi hem orduyla, hem de Meclis'le karşı karşıya getirildi.

Yani, cesur olduğu kadar sâf yürekli olan Ethem bey, bir nev'î oyuna getirilmiş oldu.

* * *

Ethem Beye yeni rütbe, yeni makam–mevki verilmez iken, onun muarızı olan İsmet Bey ise, baş döndürücü bir hızla makamdan makama, mevkiden mevkiye atlıyordu.
İşte, bu tarihî realitenin kısacık bir çetelesi...

Basamakları ikişer–üçer atlıyor

* İsmet Bey, henüz Albay iken, İstanbul'dan Ankara'ya ilk kez 8 Ocak 1920'de geldi. M. Kemal'e en yakın kişi görünerek, bir müddet birlikte çalıştılar.

* İstanbul hükümetinde Harbiye Nazırı olarak çalışan Fevzi Paşanın dâveti üzerine, Şubat ayı sonlarında İstanbul'a gitti.

* M. Kemal'in dâveti üzerine, 9 Nisan'da tekrar Ankara'ya döndü ve İstanbul'la bağlarını kopardı.

* 23 Nisan'da, paraşütle (seçimsiz) Edirne milletvekili oldu, Meclis'te kendine yer edindi.

* İki hafta sonra, yani 3 Mayıs'ta Bakanlar Kuruluna girdi ve Genelkurmay Başkanı Sıfatıyla, orada en gözde mevkiye oturdu. Dikkat! Rütbece hâlâ albaydır. Albay iken, birden Serâsker oluvermiştir.

* Aynı yılın 10 Kasım'ında milletvekilliği ve bakanlık görevi saklı kalmak üzere, ayrıca Garp Cephesi Komutanlığına getirilen albay İsmet Bey, rütbe ve tecrübe itibariyle kendinden çok daha üstün olan Ali Fuat Paşa'nın makamını da elinden almış oldu. Ali Fuat Paşa, Moskova'ya elçi olarak gönderildi.

* Ocak 1921'deki I. İnönü Muharebesinden sonra Mirliva (Tuğgeneral) rütbesine yükseltilen İsmet Bey, Mart'ta cereyan eden II. İnönü Muharebesinden sonra ise, basamakları hızla tırmanarak paşa oldu ve M. Kemal'den sonra "İkinci Adam" makamına oturmuş bulundu.

* Görüldüğü gibi, İsmet Beyin yıldızı baş döndürücü bir hızla parlatılırken, aynı hızla parlak Ethem Beyin yıldızına kalın ve siyah perdeler çekilmeye çalışıldı.

Bam teli: En kritik bir zamanda yaşanan bunca çekişme ve ayak oyunlarının arka planında yatan asıl sebep neydi?

İşte, bu can alıcı sorunun tatminkâr bir cevabı hâlâ bulunabilmiş değil.

M. Latif SALİHOĞLU, YENİ ASYA (31.08.2012)
latif@yeniasya.com.tr

Ahsarla

Popüler Yayınlar Son 7 gün

Sultan İkinci Abdülhamit Han

CHP döneminde

CHP döneminde
CHP döneminde

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *