Kod Dostu

Ben bir karış dahi olsa vatan toprağını satmam, zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim de bu toprakları ancak aldığı fiyata verir. Çünkü bu topraklar kanla alınmıştır, kanla verilir! Sultan II.Abdülhamid

27 Ağu 2013

Fatih Sultan Mehmet

**********

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

‘İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur.’

Hadisin geçtiği kaynaklar: Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesei, Tirmizi, İbni Mace.

**********

Fatih'e verilen görev, maddeyi imar idi.
Fatihi Fatih yapan manevi mimar idi.
O Bizans'ı dövmeden, kendi nefsini dövdü.
Başka söze ne hacet, onu Peygamber övdü.!

**********


"Külliyemde inşa ettirmiş olduğum imarethanede şehit askerlerimizin aileleri ve şehrin fukaraları yemek yiyeceklerdir.

Yemek yemeye ve almaya teşrif etmeyen olursa,görevli zatlar yemekleri hava aydınlanmadan,kimsenin sokaklarda olmadığı zamanlarda, kapalı kaplarla evlerine götüreceklerdir.''

[Fatih Sultan Mehmed]

**********

FATİH SULTAN MEHMEDİN BABASINA MEKTUBU

SULTAN MEHMET 12 YAŞINA GELDİĞİNDE.
BABASI SULTAN MURAT TAHTI OGLUNA BIRAKIP MANİSAYA İNZİVAYA ÇEKİLİR.
BU HABER ÜZERİNE HRİSTİYANLAR OSMANLI TAHTINDA BİR ÇOCUK OLDUGU İÇİN HAÇLI ORDUSU TOPLAYIP OSMANLININ ÜZERİNE SALDIRMAYA KARAR VERİRLER.
BU OLAYA HABER ALAN SULTAN MEHMET BABASINI ÇAGIRIR FAKAT BABASI ARTIK PADİŞAH SENSİN DİYE GELMEZ.BUNUN ÜZERİNE SULTAN MEHMET BABASINA ŞU TARİHİ MESAJI YOLLAR.

BABA,
EGER PADİŞAH SİZ İSENİZ GELİNİZ VE ORDUNUN BAŞINA GEÇİNİZ ,
YOK EGER PADİŞAH BEN İSEM SİZE EMREDİYORUM GELİP ORDUNUN BAŞINA GEÇİNİZ.
BU MEKTUP ÜZERİNE SULTAN MURAT GELİP ORDUNUN BAŞINA GEÇER VE HAÇLILARI BİR KEZ DAHA YENİLGİYE UGRATIR

**********

FATİH SULTAN MEHMETTEN İNCE SÖZLER

  İmparatorunuza Söyleyin. Şimdi ki Osmanlı Padişahı Öncekilere Benzemez. Benim Gücümün Ulaştığı Yerlere, Sizin İmparatorunuzun Hayalleri Bile Ulaşamaz.

* Ya Ben Bizans'ı Alırım; Ya da Bizans Beni.

* Fatih Olmasaydım Ulubatlı Hasan Olmak İsterdim

* Yapmak İstediğimi Sakalımın Bir Teli Bile Bilseydi, Sakalımın O Telini Hemen Koparır ve Yakardım

* Bu Dünya Ölümlüdür. Her Fani Gibi Bende Ölümü Tadacağım.

* Dünya Devleti Ebedi Değildir. Fani Cihanda Hiç Kimse de Ölümsüz Değildir. İnsanların Dünyada Nefesleri Sayılıdır ve Ölümsüzlük Kapısı Kapalıdır.

* Hayatım Boyunca ALLAH'ın Emirlerinden Dışarı Çıkmadım. ALLAH'ın Rızasını Kazanmak İçin Uğraştım. Tek Gayem Bu İdi.

* Şeyhim Akşemseddin Hazretleri İle Beraber Yaptığım Zikrin Lezzetine Dünyaları Bile Değişmem. Eğer Şeyhim İzin Verseydi Zikir Yolunu Tercih Eder, Saltanatı Terk Ederdim

Fatih Sultan Mehmed'in Yazdığı Gazellerden Bir Örnek :

" İmtisal-i Cahidü fi'llah olubdur niyyetüm
Din-i İslam'un Mücerred Gayretidür Gayretüm

Fazl-ı Hakk u Himmet-i Cünd-i Ricaullah İle
Ehl-i Küfri Serteser Kahreylemekdür Niyyetüm

Enbiya Vü Evliyaya İstinadum Var Benüm
Lütf-i Hakk'dandur Heman Ümmid-i Feth ü Nusretüm

Nefs ü Mal İle N'ola Kılsam Cihanda İctihad
Hamdülillah Var Gazaya Sadhezaran Rağbetüm

Ey Muhammed Mücizat-ı Ahmed-i Muhtar İle 
Umarum Galib Ola A'da-yı Dine Devletüm " 

Gazelin Günümüz Türkçesine Çevrilmiş Şekli :

" ALLAH Yolunda Şavaşmaktır Niyetim
İslam Dininin Yanlızca Yücelmesidir Gayretim

ALLAH'ın ve Evliya Ordusunun Yardımıyla
Küfür Ehlini Baştan Başa Kahreylemek Niyetim

Peygamberlere ve Velilere Dayanmışlığım Var Benim
ALLAH'ın Lütfundandır Fetih Ümidim ve Kuvvetim

Benliğimi ve Malımı Dünyada Feda Etsem Ne Olur ?
ALLAH'a Hamd Olsun, Var ALLAH Yolunda Savaşmaya Yüzbin Rağbetim

Ey Mehmed ! Ahmed-i Muhtar'ın Mucizeleriyle
Umarım Galip Olur Din Düşmanlarına Devletim "

**********


          BAZI HİKAYELER
**********

Fatih ile İstanbul Kadısı

Fatih Sultan Mehmet hakkında anlatılan güzel hikayelerden birisi Mimar Atik Sinanile arasında yaşanan olaydır. 

Evliya Çelebi’nin aktardığına göre, Sultan II. Mehmet’in FATİH CAMİ  yapımı sırasında mimarın yaptığı yolsuzluğa hiddetlenerek Atik Sinan’ın bir parmağını kestirdiği söylenir.


 İşin esas kısmı bundan sonra olanıdır.
Parmağı kesilen mimar, Fatih’i İstanbul kadısına şikayet eder ve kadı Fatih’i huzuruna çağırır. Fatih’i haksız bulan kadı, Fatih Sultan Mehmet’in de parmağnın kesilmesine kadar verir.

Bunu gören mimar bu adalet karşısında adeta dehşete düşer ve davasından vazgeçtiğini haykırır; ancak kadı kamu hukukunun ihlal edildiğini söyleyerek ısrar edince davacı Atik Sinan ömür boyu maaş ödenmesine razı olduğunu söyleyince karar bozulur. 
Mimar mahkeme salonundan çıktıktan sonra Fatih kaftanının altından bir kılıç çıkararak, kadıya

“Eğer benim padişah olduğuma bakıp bana iltimas gösterseydin senin kafanı bu kılıçla keserdim.” der


 ve Kadı da oturduğu minderin altından bir gürz çıkarıp Fatih’e 


“Eğer sende padişahlığına güvenip hakkı hukuku çiğnemeye yeltenseydin ben de senin kafanı bu gürz ile dağıtırdım.” şeklinde karşılık verir


**********
FATİH SULTAN MEHMET HANIN VERDİĞI HAKLAR

İstanbul fethedildikten sonra Hristiyanlar, Fatih'in verdiği hakların güvencesinde bu şehirde yaşamışlar, bir hukuk ihlali gündeme geldiğinde, Fatih'in sözüne dayanarak haklarını korumuşlardı. Bunun en tipik örneği Yavuz Sultan Selim zamanında yaşanan bir olaydır. Yavuz, Hristiyanlar'ın kendi bölgelerindeki Müslümanlar'a zulümlerine ve Rodoslular'ın acımasız davranışlarına tepki olarak, İstanbul'daki Hristiyanlar'ın ya Müslüman olmalarını veya İstanbul'dan gitmelerini emretti. Dönemin Şeyhülislamı Zenbilli Ali Efendi, sultana "Rahmetli dedeniz Fatih Sultan Mehmed Han bunlara ahd ü âman ve bir ferman vermiş olduğundan sizin yaptığınız bu teklif şer'an caiz olmaz" diyerek karşı çıktı. Yavuz Sultan Selim "Dedem Fatih Sultan Mehmed'in fermanını göreyim" dedi. Patrik, fermanın bir yangından yandığını söyleyince iş bir kat daha zorlaştı. Bu kez Zenbilli, "durumun ispatı da yeter" dedi. Yaşlı yeniçerilerden iki kişi, Divan-ı Hümâyûn'da Fatih'in fetihten sonra yerli halka verdiği söze ve haklara şahitlik edince Yavuz'un emrinin hilafına hüküm verildi. Böylece haksız emir uygulanmayıp, Hristiyanlar İstanbul'da huzur içinde yaşamaya devam etti.
Kaynak;Erhan Afyoncu(Truva'nın İntikamı, Yeditepe Yayıncılık,İstanbul, 2009, Sayfa: 44)

**********
Hazreti Adem’in çocukları
Bir gün Fatih Sultan Mehmet şehri dolaşmaya çıkar.Derken bir vatandaş yanına gelir ve ona:"Hünkarım sizin mal varlığınızın ve saltanatınızın yarısını istiyorum" der.Sultan ona ne hakla istediğini sorar.Vatandaş "sultan ile kardeş olduklarını" söyler.Padişah bu kardeşliğin nereden geldiğini sorduğunda ise ona "ikimizde Hz. Adem'in çocukları değil miyiz? diye cevap verir.Bunun üzerine Fatih yanındakilere adama 1 altın vermelerini emretti.Sonrada Padişah verilen bir altınla hayal kırıklığına uğramış adamın kulağın eğilerek şunları söyledi:"Ey kardeş!Şu 1 altını al ve hemen buradan uzaklaş.Eğer diğer kardeşlerimiz bunu duyarlarsa sana bir altın bile düşmez
**********

Fatih Sultan Mehmet VE Zağanos Paşa 
Zağanos Paşa her ne kadar Paşa olsada,Zağnos Paşa Camii inşaatında ustalar ile birlikte çalışacak kadar alçak gönüllü birisidir.

Bir gün Fatih Sultan Mehmet Balıkesir’i ziyaret ettiği sırada yine Zağnos Paşa, cami inşaatında çalışıyor, Sultan Mehmet yanına geldiğinde sırtına aldığı taşı, iskele ile yukarı çıkarıyormuş.

-”Kolay gelsin Zağanos…” diye seslenmişSultan II. Mehmet. Zağanos Paşa da ona dönmeden ve kimin söylediğini görmeden:
-”Eyvallah Mehmet!” Cevabını vermiş.
Fatih; “Beni görmeden nasıl tanıdın?” diye sormuş. Zağanos Paşa da demiş ki:
-Bana burada kimse Zağanos demez. Paşa derler. Adımı ancak sen söyleyebilirsin. Ondan tanıdım”…

***********

Napolyon’un Fatih hayranlığı:


Napolyon Bonaparte’ın  St. Helen Adası’nda sürgünde olduğu günlerde “Fatih Sultan Mehmet mi büyük, yoksa siz mi daha büyüksünüz?” şeklinde bir soru sorarlar. Fransız hükümdarı derin bir iç çekerek cevap verir:

“Büyüklükte ben onun eline su bile dökemem, çünkü ben, kılıçla fethettiğim yerleri henüz yaşıyorken kaybetmiş bir bedbahtım. Fatih ise fethettiği yerleri nesilden nesle intikal ettirmenin sırrına ermiş bir bahtiyardır.”

**********

Fatih Sultan Mehmet ile İki Papaz:


İstanbul’un fetheden Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’daki tüm hükümlüleri serbest bırakır. Fakat hükümlüler arasınki iki papaz zindandan çıkmak istemezler. İnsanlara eziyet eden Bizans İmparatoru’na, adaletli olmasını söyledikleri için hapse atılan papazlar, bundan böyle hapisten çıkmamaya yemin etmişlerdir.

Olaydan haberdar olan sultan papazları huzuruna çağırır, hikâyelerini dinler ve onlara şöyle der:

“Sizlere bir teklifim var. Sizler İslam adaletinin uygulandığı bu toprakları geziniz, Müslüman hâkimlerin ve halkımın davalarını dinleyiniz. Eğer hayata küsmenize sebep olan adaletsizliğe burada da rastlarsanız gelip bana bildiriniz ve önceden verdiğiniz kararınız doğrultusunda uzlete çekilerek hâlâ küsmekte haklı olduğunuzu kanıtlayınız.”

Bunun üzerine papazlar zaman kaybetmeden yola çıkarlar. İlk durakları Bursa’dır. Orada bir olayla karşılaşırlar. Bir Müslüman’ın, “Hiçbir kusuru yok” denilerek bir Yahudi’den satın aldığı atın hasta olduğu ortaya çıkar. Müslüman, sabah olur olmaz kadının yolunu tutar. Ancak kadı henüz gelmemiştir. Bir süre boyunca bekleyen Müslüman, kadının gelmeyeceğini düşünerek atını alıp geri döner ve at o gece ölür. Olayı sonradan öğrenen kadı, atın sahibi Müslüman’ı çağırarak şöyle der:

“Eğer geldiğinizde ben makamımda olsaydım, atı sahibine iade edip paranızı alırdım. Ancak zamanında daireme gelmediğim için olayların bu şekilde gelişmesine sebep oldum. O yüzden atın ölümünden doğan zararı ben karşılayacağım.”

Bu olay karşısında hayrete düşen papazlar daha sonra İznik’e geçerler. Bu şehirde de yine bir mahkeme ile karşılaşırlar:

Bir Müslüman’dan tarla satın alan diğer bir Müslüman ekin zamanı gelip de tarlasını sürmeye başlayınca sabanına bir küp altın takılır. Çiftçi altınların hepsini alarak tarlanın ilk sahibine gider ve “Ben senden tarlanın altını değil, üstünü satın aldım. Eğer tarlanın içinde bu kadar altın olduğunu bilseydin bana bu fiyata satmazdın. Al şu altınlarını” diyerek küpü vermek ister.

Tarlanın önceki sahibi ise, tarlayı kendisine taşı ve toprağıyla beraber sattığını söyleyerek altınları kabul edemeyeceğini söyler. Anlaşmaya varamadıkları için iki Müslüman soluğu kadının huzurunda alırlar. Kadı, adamlara çocukları olup olmadığını sorar. Birinin erkek diğerinin ise kız çocuğu vardır. Kadı, bu iki çocuğu nikâhlayarak altını da çeyiz olarak onlara verir.

Bu iki olaya tanık olduktan sonra papazlar İstanbul’a gelerek Fatih Sultan Mehmet’in huzuruna çıkarlar ve şöyle derler:

“Bizler artık bu kadar adalet ve birbirinin hakkına saygının ancak İslam dininde var olduğuna inandık. Bu dinin insanları başka dinden olanlara bile kötülük yapamazlar. Bu yüzden biz zindana dönme kararımızdan vazgeçtik, sizin idarenizde hiç kimsenin zulme uğramayacağına inandık

**********

tih Sultan Mehmed ve yaşlı kadın

Fâtih Sultan Mehmed Han yorulmuştur. Tebdili kıyafetle dolaşıyordur.

 Bir eve girer. Yaşlı bir kadın oturur o evde. Kadın bilmez Padişah olduğunu.


Sultan Mehmed:
-"Teyze, soğuk ayranın var mı?" diye sorar kadına.

Kadın:
-"Tabii evladım var" der ve ayranı getirir.

 Ayranın içi saman çöpleri ile doludur. Sultan yudum yudum, yavaş yavaş içer ayranı ve teyzeye:


-"Teyze, ayranın iyi güzelde, içinde saman çöpleri var. Onlar da ne?" diyo sorar.

Kadın da Sultan Mehmed'e döner şu cevabı verir:

-"Evladım. Baktım yorgun ve terlisin. Birden içme, yavaş yavaş iç, hasta olma diye onları ayranın içine ben koydum."

**********

Hasta Olursun Diye Korktum

 Fatih Sultan Mehmet bir Anadolu seferi dönüşünde, Balıkesir'den geçiyordu. Hava oldukça sıcaktı. Bu sıcaktan herkes gibi Fatih Sultan Mehmet de nasibine düşeni almıştı. Öylesine yorgundu ki ... Kendisini bu halde gören bir köylü kadını bir tas içerisinde ona ayran ikram etti. Fatih ayranın üstündeki saman çöplerini üfleye üfleye ayranı içti. Sonra da kendisini bir ana şefkatiyle seyreden ihtiyar köylü kadına: - Allah razı olsun, dedi. Ama şu saman çöpleri ayranı bir nefeste içmeme engel oldu. Ihtiyar kadın Fatih'in bu sözlerine anne şefkatinin boyutunu gözler önüne seren, şu cevabı verdi: - Oğul ben onları ayranın üzerine kasıtlı koydum. Sen uzun yoldan geliyorsun. Sonra terlemişsin de. Soğuk ayranı bir yudumda içersin de hasta olursun diye koydum. Hasta olmayasin diye böyle yaptım

**********

Fatih Sultan Mehmet'e babasından nasihat

Ey benim sevgili oğlum! 

Bütün varlıkların kulluk eylediği yüce Rabbim, sana verdiği üstün meziyetleri artırsın... 

Ey oğlum!
 Ben, hayatlarını doğruluk üzere geçirenlerin ahiret Âleminin sonsuz nimetlerine kavuşacaklarına inanıyorum. Bunun için Rabbim’e karşı yaptığım ibadetleri, samimi bir şekilde can-ı gönülden yaparım. Ben çektiğim sıkıntıların karşılıklarının, Allah tarafından verileceğine inanıyor ve bu hususta O’na ilticâ ediyorum. Ayrıca O’nun takdirinin benim için büyük bir safâ olduğunu düşünüyorum. Ey oğlum! Her söylenene inanıp aldanmaktan uzak durmak, her durumun içyüzünü öğrenip düşünmek ve kendi gerçeğine yaklaşmak gerek.

Ey oğlum!
 Ara sıra ecdâdımı hatırlarım. Benden sonraki neslimizin âkıbeti hakkında düşüncelere dalarım. Elhamdülilllah bugüne kadar hürmet ve bağlılık görerek geldik; bugünden sonra da aynı şekilde devam etmemizi arzularım. Nasıl doğup geldiysek, yine öylece gidelim isterim... Şunu iyice bilesin ki, herhangi bir şeyin devamı, yalnız kaba kuvvet, kılıç ve kahramanlık zoruyla mümkün değildir. Akıl, tedbir, sabır, ileriyi görme ve yorucu tecrübeler çok mühimdir. Birinci yol, her zaman geçerli olmadığı gibi, mahzurları da çoktur. İkinci yol da tek başına işe yaramaz. Büyük muvaffakiyetler için her ikisini de bir arada yürütmek gerek!

Unutma ki, yüce ecdâdımızın büyük zaferleri, görünüşte kılıcın gölgesinde olmuşsa da hakikatte akıl, mantık ve muhabbet güçleriyle gerçekleşebilmiştir.

Ey oğlum! 
Adâletten hiç ayrılma! Çünkü Allah âdildir ve âdil olanı sever. Bir bakıma sen O’nun yeryüzündeki halifesisin. O, sana lütuflarda bulunmuş ve kullarının başına serdar eylemiştir; bunu unutma!

Ey oğlum! 
Bu dünyada üç türlü insan vardır: Birinci grup, akıl ve fikirleri yerinde, istikbâli az çok gören ve düşünen, hiçbir gayr-i tabiilikleri olmayan kimselerdir. İkincisi, hangi yolun doğru veya eğri olup olmadığını bilmekten uzak kimselerdir. Ancak bu duruma kendi istekleriyle değil, etraflarının tesiriyle düşmüşlerdir. Nasihat edildiğinde doğru yola gelip hakikati kabul eder ve söz dinlerler. Bununla birlikte çoğu zaman da duyduklarına uyarak yaşarlar. Üçüncüsü ise ne kendileri bir şeyden haberdardır, ne de yapılan ikaz ve nasihatlere kulak asarlar. Sadece kendi arzularına uyar ve her şeyi bildiklerini zannederler; bunlar en tehlikeli olanlardır.

Ey oğul! 
Yüce Allah, eğer seni ilk sırada saydığım kimselerden yaratmışsa sevinir, Rabbim’e şükrederim. Yok eğer ikincilerden isen, sana yapılan nasihatlere kulak vermeni tavsiye ederim. Sakın üçüncülere dâhil olmayasın! Onlar, ne Allah’a, ne de insanlara karşı iyi bir durumda değillerdir. Ey oğul! Pâdişahlar, ellerinde terazi tutmuş kimselere benzerler. Ancak asıl pâdişah odur ki, ellerindeki teraziyi doğru tuta. Sen pâdişah olunca, teraziyi doğru tutmanı tavsiye ederim. O zaman Yüce Allah da, senin hakkında hayır murad eder; seni sâlihlerden kılar

**********
ALLAH’IN GAZABINA UĞRASINLAR

Fâtih,İstanbul’u fethettikten sonra şehri geziyordu. Ancak bir yan sokaktan bir inleme işitti. Derhal yanındakilere:

- “Şu inleyen adamı bulup getirin” dedi. Biraz sonra üstü başı perişan, saçı sakalı birbirine karışmış bir ihtiyar padişahın huzuruna getirildi.

Padişah bu zavallıya:

- “Bu ne haldir, sizi neden hapsettiler?” diye sorduğunda, ihtiyar şöyle cevap verdi:-“Muhasara başlayınca imparator beni çağırdı ve Türkler İstanbul’u alacak mı diye sordu. Ben de “alacaklar’, diye söyleyince, beni bu hale soktular.”

Padişah ihtiyara:

-“Peki söyle bakalım, dedi. İstanbul bizim elimizden çıkacak mı?”

İhtiyar biraz düşündükten sonra şöyle cevap verdi:

“Bu güzel şehrin düşmanı çoktur. Ancak sizin aranızda fesat artar, şahsi menfaat ön planda düşünülmeye başlanır, elindeki emvali yabancılara satanlar çoğalır ve yabancılardan medet umanlar artar, işte o zaman İstanbul sizin elinizden çıkar.”

Fatih ellerini yukarı kaldırıp şöyle dedi:

-“Dilerim Allah’tan ki, bunları yapanları Allah’ın kahrı gazabına uğrasınlar.”

Kaynak: Tahsin Ünal, Osmanlılarda Fazilet Mücadelesi, s, 53

**********
Ahsarla

Popüler Yayınlar Son 7 gün

Sultan İkinci Abdülhamit Han

CHP döneminde

CHP döneminde
CHP döneminde

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *