Kod Dostu

Ben bir karış dahi olsa vatan toprağını satmam, zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim de bu toprakları ancak aldığı fiyata verir. Çünkü bu topraklar kanla alınmıştır, kanla verilir! Sultan II.Abdülhamid

29 Eyl 2013

BABAM SULTAN ABDÜLHAMİT (3. BÖLÜM)


SULTAN II ABDÜLHAMİD'İN KIZI AYŞE OSMANOĞLU BABASINI ANLATIYOR  3

-------------------------------------------------------------------

II.Abdülhamid\'in Alman İmparatoru Wilhelm İçin Söyledikleri

            Alman İmparatoru Wilhelm iki defa İstanbul\'a gelerek II. Abdülhamid\'i ziyaret etmişti. Padişah dünya siyasetindeki konjonktür gereği Almanya ile münasebetlere özel önem vermekteydi. 

Ayşe Sultan\'ın hatıratındaki bilgilere göre II. Abdülhamid Almanya İmparatoru, Türk-Alman münasebetleri ve bu vesileyle kendi devlet siyasi hakkında şunları söylemişti:

            "Saltanat zamanımda iki defa İstanbul\'a geldi.  Kendisini yakından tanıdım. Genç, faal, nazik, sevimli bir zattı. Bismark\'ı yere çarptıktan sonra onun rolünü kendi üzerine aldı. 

Fakat Bismark kadar tecrübeli ve akıllı değildi. Ben Alman politikasına çok ehemmiyet vermekle beraber öteki büyük devletleri de gözden kaçırmaktan ve gücendirmekten daima sakındım. 

Politikamı daima teraziyle tarttım. İmparatorla şahsi dostlukla devamla beraber Rusya İmparatoru\'na da fırsat düştükçe dostluk gösterdim. Coğrafi mevkiimiz bunu icap ettiriyordu. İstanbul\'a ikinci gelişince Almanya İmparatoru ile bir akşam hususi görüşmemiz esnasında birden bir kalktı. İki elimi birden tuttu. 

-"Avrupa\'da bir harp zuhur ettiği takdirde bizim tarafa geçersiniz değil mi Majeste?" dedi. 

Cevaben

-"Aziz dostumsunuz, fakat size şimdiden söz verme hakkına haiz değilim. Bunu ancak o zaman düşünebilirim" dedim. 

Devletimin menfaatlerini düşünmeden hiçbir devletin arzusuna hedef olamazdım. Avrupa\'da siyasi vaziyet her an gerilmekte idi. Ne zaman olsa umumi bir harp çıkacaktı.

 Fakat bizim bir tarafa temayül göstermemiz, yavaş yanmakta olan ateşi alevlendirebilirdi. Buna sebep olara biz gösterilirdik. Herkes ben diplomatım demekle diplomat olmaz.

 Bismark hakiki diplomattı. Avrupa\'nın ruhunu bilir. Kendisiyle hususu yazışmalarım vardır. Aramızda karşılıklı bir çok mektuplar gönderilmiştir. Almanlar, askerlikte ve çalışkanlıkta birinci derecede bir milletti.

 Ama Rusların nüfus kuvvetine, İngilizlerin sinsi politikasına karşı gelebilirler miydi? Burası kestirilemez. Ben hiçbir devlete söz verip bağlanmadım. İngiltere ve Fransa\'nın gözleri daima doğuda idi.

 Bilhassa Müslümanlarla aramızda nifak çıkarmak emelleriydi. Kuvvetimizi bu suretle kırmak istiyorlardı. Halifelik politikasıyla bunu önlemek istiyordum. Bu çıban başı çıkarmamak için çok çalıştım. Avusturya İmparatoruyla da ayrıca dostluğum vardı.

 İtalya Kralı da dostumdu. Karadağ Prensi\'ni daima elimde tutuyor ve maaş veriyordum. İyi adamdı. Bulgarlara gelince, onlar Rusya\'nın şımarık çocuklarıydı. Bulgaristan Prensi Ferdinand\'ı özel yaverim yaparak okşuyordum. Görüştüklerim arasında Ferdinand kadar şeytanı zekaya sahip bir kimse tanımadım diyebilirim. 

İşte bu şımarık çocukların başında şayan-ı hayret zekaya sahip biri bulunuyor. Rusya gibi bir kuvvete dayanıyordu. Savaştan daima kaçındım. Allah millet ve devletime zeval vermesin."  

--------------------------------------------------------------------

İran Şahı: "Sizin Gibi Bir Padişah\'a Ancak Kuran\'ı Kerim Hediye Edebilirim" Demişti

İstanbul\'u ziyarete gelen bir başka hükümdar da İran Şahı Muzafferüddin idi. Şah\'ın İstanbul ziyareti hatıratta özet olarak şöyle anlatılmaktadır:

Şahın geleceği öğrenilince sarayda hazırlıklar başlamış, Şah\'ın kabulü için Acem köşkü hazırlanmıştı. Şah, Çırağan Sarayı tarafından kapıdan girecek, bu küçük köşkün salonunda bir kabul resmi yapılacaktı. Ondan sonra da Şale köşküne gidilecekti. 

Merasim pek parlak oldu. Askerler dizilmişti. Şah\'ın marşı çalındı. İran Şahı mücevherler içindeydi. Kalpağının üstünde bir tek taşı vardı ki baha biçilemeyecek kadar kıymetli olduğunu o zamanki gazeteler hep yazmıştı. Parıltısı göz kamaştırıyordu. 

Şah, babama bir Kuran-ı Kerim vermiş, verirken "sizin gibi bir Padişaha, bir Halifeye ancak Kuran-ı Kerim hediye edebilirim" demişti. Hediye edilen kuran altın bir çekmece içindeydi ve üzerine "La ilahe illallah, Muhammedun Resulullah" yazılmıştı. 

Akşam Şah\'ın şerefine ziyafet verildi. Yabancı elçiler ve vezirler davet olundu. Şah, Şale köşkünde bir hafta kadar misafir kaldı. 

------------------------------------------------------------------------------
Ahsarla

Popüler Yayınlar Son 7 gün

Sultan İkinci Abdülhamit Han

CHP döneminde

CHP döneminde
CHP döneminde

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *