Kod Dostu

Ben bir karış dahi olsa vatan toprağını satmam, zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim de bu toprakları ancak aldığı fiyata verir. Çünkü bu topraklar kanla alınmıştır, kanla verilir! Sultan II.Abdülhamid

7 Eyl 2013

II. Abdülhamid'in Pekin'de yaptırdığı Hamidiye Üniversitesi'nin açılış fotoğrafı

II. Abdülhamid'in Pekin'de yaptırdığı Hamidiye Üniversitesi'nin açılış fotoğrafı. via Lost Islamic History

resim kaynağı:MUSTAFA ARMAĞAN.

II. Abdülhamid döneminde kız çocukları için açılan Füyuzât-ı Hamidiye mektebi kızların eğitimine ne derece önem verildiğinin bir göstergesidir. 

Osmanlı Dönemi Sultan II. Abdülhamid Han tarafından kız çocuklarının eğitimi için açılan Fuzuyat-ı Hamidiye mektebi Öğrencileri


Okul 1869 yılında devlet tarafından yaptırılmış ve Rüştiye Mektebi adıyla açılmıştır. 1898 de İnas (kızlar) Mektebi adını alan okul, işgalde kadrosu ve ismiyle birlikte  Cumhuriyet Okuluna taşınmış 1936 da adı İSTİKLAL İLKOKULU olmuştur.

Osmanlı Darülfünun Edebiyat Fakültesi Hocaları ve Mezunları, 1911



Rıdvan Badur/ Dünya Bülteni - Tarih Dosyası

İlk “oku” emriyle birlikte müslümanlar okumaya ayrı bir önem göstermişlerdir.

 Çünkü ilimsiz amel olamayacağı aşikardır. Ve her alanda başarının şartı okumaktan geçmektedir. Ancak okumanın nasıl olacağı, kim tarafından olacağı ve nelerin okunacağı noktasında birtakım görüş ayrılıkları dönem dönem ortaya çıkmıştır. Biz bu yazımızda Osmanlı’nın eğitime(özellikle kız çocuklarının eğitimine) bakışını ve eğitim yöntemlerini genel hatlarıyla incelemeye çalışacağız.

Kız çocukları bazı toplumlarda dışlanmış, toplumdan soyutlanmış, hatta kimliksiz bırakılmışlardır. Ancak dinimizin kadınlara verdiği önem neticesinde bu anlayış tam tersine dönmeye başlamıştır. Özellikle cahiliye devrinden sonra İslam’ın zuhuruyla birlikte bu değişim hissedilmeye başlanmıştır.

Osmanlı’nın eğitim sistemine baktığımızda son dönemlerine kadar hemen hemen tek tiplilik hakimdi. Osmanlı’da medreseler çok yaygın ve güçlü örgün eğitim kurumları haline gelmiş, toplumu derinden etkilemişlerdir. 

Öyle ki, eğitim açısından, tüm Osmanlı dönemine medrese dönemi denebilir. Tanzimat yıllarına kadar Osmanlılarda kız ve erkek çocuklar 5-6 yaşlarından itibaren sıbyan mektebi denen kurumlara beraberce giderler, 3-4 yıl kadar öğrenim görürlerdi. 

Bu mekteplerin hocaları genel itibariyle cami hocaları idi. Daha sonraları erkek öğrencilerin öğretmen açıklarını gidermek için Dâru’l-Muallimin ve kız öğrencilerin öğretmen açıklarını gidermek için de Daru’l-Muallimât öğretmen okulları açılacaktır.

 İlmi yönden donanımlı bayanlar mahallelerde küçük erkek ve kız çocuklarına ve kadınlara Kur’an okumayı öğretirler ve çeşitli dini bilgiler aktarırlardı.

Sultan Abdülmecid 1845 tarihli bir iradesinde eğitimin din ve dünya açısından herkese gerekli olduğunu belirtmiş.

 Ardından sıbyan ve rüştiye(ilk ve orta öğretim) kurumlarında düzenlemeler yapılacağını ve bir Darü’l-fünûn(üniversite) kurulacağını vurgulamıştır. 

Böylece çocukların küçük yaşta başlayacakları sıbyan mektebinde ve orta yaşlarda devam edecekleri rüştiye mekteplerinde alacakları bilgiler kendilerine normal yaşamlarında yeterli seviyede olacaktır. Darü’l-fünûn’da ise yüksek öğrenimlerini tamamlayacaklardır.

1869 yılında ilan edilen Maarif-i Umumiye Nizamnamesi’nde de bahsettiğimiz bütün bu hususlara açıklık getirilmiştir. Nizamnamenin ihtiva ettiği konulara genel hatlarıyla değinecek olursak:
  • Her mahalle ve köyde en az bir sıbyan mektebi kurulacak.

  • Hıristiyan ve Müslümanlardan oluşan karışık topluluklarda ise her toplum için ayrı bir okul açılacak.

  • İki sıbyan mektebi bulunan bölgelerde mekteplerden biri erkekler için diğeri ise kızlar için tahsis edilecek. 

  • Tek mektep varsa erkek ve çocuklar bir arada eğitim görecekler ancak karışık oturmayacaklardır.

  • Nizamnameye göre ilköğretim zorunlu hale getirilmiştir ve bu kurala uymayan aileler de para cezasına çarptırılacaklardır.

  • Ayrıca 500 evi geçen yerlerde bir rüştiye mektebi açılacaktır.
  • İstanbul’da bir Darü’l-fünûn kurulacaktır
Nizamnameye göre eğitim kurumlarında ağırlıklı olarak dinî ilimler okutulacak. Bunun yanında ahlak dersleri, tarih ve coğrafya gibi ilimler de öğretilecekti.

Kadınların eğitimine ayrı bir önem verilmesinin gereği hem ilmî yönden donanımlı olmaları hem de bu ilimle yeni neslin yetişmesinde büyük katkılarının bulunduğu olmalıydı. 

Çünkü her dönemde incelendiği zaman çocukların annenin elinde ve anne ahlakıyla ahlaklandığı görülmektedir. Bu nedenle kadınların özellikle küçük yaşlardan itibaren dinî ve pozitif  ilimlerle donatılması ve eğitimde izlenen metotların da çeşitli kurallar çerçevesinde ve cinsiyetlerin de göz ardı edilmediği(Maarif-i Umumiye Nizamnamesi’nde de geçtiği üzere) bir şekilde olması, ortaya çıkacak neslin de tabiri caizse kalitesini belirleyecektir. 

Yahya Akyüz kadınların eğitimi hakkındaki fikirlerini şu şekilde aktarmaktadır: 

  • “Erkeklere verilen eğitim yalnız kendi şahıslarında kalır, ölümleriyle yok olur. 

  • Kadınlara verilen eğitim ise çocuklarına ve gelecek nesillere de geçer. 

  • Erkekleri eğitmek gölge veren bir ağaç dikmek, kadınlara eğitim vermek ise hem gölge hem meyve veren bir ağaç dikmektir. 

  • Gölge, kendi eğitilmişliğinden topluma yapılacak iyilik, meyve ise yetiştirilecek eğitim görmüş çocuklardır. 

  • Kadınları eğitmeksizin yalnızca erkekleri eğitmeye çalışan bir toplum, kum üzerine temelsiz bir köprü kuran, yağmur yağdıkça köprünün yıkıldığını görüp yeniden yapmaya mecbur olan bir adama benzer.

  •  Bir toplumun eğitiminin temeli kadınların eğitimidir. 

  • Kadınlar toplumun esasıdır.

  •  Uygarlığın oluşumu, toplumun mutluluğu kadınların eğitilmesine bağlıdır.” 
Böylece diyebiliriz ki, yeni neslin iyi bir çerçevede yetişmesi, kız çocuklarının daha küçük yaşlardan itibaren sağlam bir eğitim programına tabi tutulmalarına bağlıdır.

II. Abdülhamid döneminde eğitim programlarında birtakım değişiklikler yapılmış, sıbyan mektepleri çerçevesinde düzenlemeler olmuştur.

 Bu hususta diyebiliriz ki, Kanun-u Esasi ile ilköğretim mecburiyeti anayasa metnine konulmuş ve 1879’da yapıla bir değişiklikle Maârif Nezareti bünyesinde “Mekâtib-i Sübyaniye Dairesi” kurulmuştur. 

Bunlar da devletin ilköğretim meselesini ne kadar ciddiye alındığının göstergesidir. Ayrıca uygulamalar ilköğretim müfettişleri vasıtasıyla denetlenmiştir.

II. Abdülhamid döneminde kız çocukları için açılan Füyuzât-ı Hamidiye mektebi kızların eğitimine ne derece önem verildiğinin bir göstergesidir.

KAYNAKÇA
AKYÜZ, Yahya, Türk Eğitim Tarihi M.Ö. 1000-M.S. 2008, Pegem Yayınları, Ankara, 2008.

TAŞKIN, Ünal, Klasik Dönem Osmanlı Eğitim Kurumları, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, s.346.

YELKENCİ, Ömer Faruk, Türk Modernleşmesinin Osmanlı Kökenleri: Sultan II. Abdülhamit Dönemi Eğitim Konuları, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, s.79.

ALINTI
Ahsarla

Popüler Yayınlar Son 7 gün

Sultan İkinci Abdülhamit Han

CHP döneminde

CHP döneminde
CHP döneminde

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *